At-Takwir( التكوير)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Suat Yildirim(Suat Yıldırım)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ إِذَا الشَّمسُ كُوِّرَت(1)
Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman;(1)
وَإِذَا النُّجومُ انكَدَرَت(2)
Yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman,(2)
وَإِذَا الجِبالُ سُيِّرَت(3)
Dağlar yürütüldüğü zaman,(3)
وَإِذَا العِشارُ عُطِّلَت(4)
Doğurmak üzere olan develer, kıyılmaz mallar terk edildiği zaman,(4)
وَإِذَا الوُحوشُ حُشِرَت(5)
Vahşi hayvanlar diriltilip toplandığı zaman,(5)
وَإِذَا البِحارُ سُجِّرَت(6)
Denizler ateşlenip kaynatıldığı zaman,(6)
وَإِذَا النُّفوسُ زُوِّجَت(7)
Nefisler eşleştirildiği, ruhlar bedenlere girdiği zaman,(7)
وَإِذَا المَوءۥدَةُ سُئِلَت(8)
Diri diri gömülen kız çocuğuna,(8)
بِأَىِّ ذَنبٍ قُتِلَت(9)
Hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,(9)
وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَت(10)
Hesap defterleri açıldığı zaman...(10)
وَإِذَا السَّماءُ كُشِطَت(11)
Gök cisimleri yerlerinden kaydırıldığı zaman,(11)
وَإِذَا الجَحيمُ سُعِّرَت(12)
Cehennem alev alev kızıştırıldığı zaman...(12)
وَإِذَا الجَنَّةُ أُزلِفَت(13)
Cennet yaklaştırıldığı zaman...(13)
عَلِمَت نَفسٌ ما أَحضَرَت(14)
İşte o zaman... Her insan hazırladığını, ortaya ne koyduğunu anlayacaktır. [3,30; 75,13](14)
فَلا أُقسِمُ بِالخُنَّسِ(15)
Bakın: Gündüzün sinip gizlenen yıldızlara...(15)
الجَوارِ الكُنَّسِ(16)
Dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere...(16)
وَالَّيلِ إِذا عَسعَسَ(17)
Geçmeye başladığı dem geceye...(17)
وَالصُّبحِ إِذا تَنَفَّسَ(18)
Nefes almaya başladığı dem sabaha kasem ederim ki:(18)
إِنَّهُ لَقَولُ رَسولٍ كَريمٍ(19)
Kur'ân, değerli bir Elçinin, Cebrail’in getirip okuduğu sözdür!(19)
ذى قُوَّةٍ عِندَ ذِى العَرشِ مَكينٍ(20)
O Elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah'ın nezdinde pek itibarlıdır. [53,5-10](20)
مُطاعٍ ثَمَّ أَمينٍ(21)
Göklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir.(21)
وَما صاحِبُكُم بِمَجنونٍ(22)
Şunu da bilin ki, içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir.(22)
وَلَقَد رَءاهُ بِالأُفُقِ المُبينِ(23)
O, vahyi getiren elçi Cebrail'i, apaçık ufukta görmüştü. [53,13-16](23)
وَما هُوَ عَلَى الغَيبِ بِضَنينٍ(24)
O, vahiy hususunda cimri davranan, vahyi sizden esirgeyen bir zat değildir. Vahiy hakkında her türlü töhmetten de uzaktır.(24)
وَما هُوَ بِقَولِ شَيطٰنٍ رَجيمٍ(25)
Bu söz, hele hele, kovulmuş şeytanın sözü hiç değildir! [26,210-212](25)
فَأَينَ تَذهَبونَ(26)
O halde siz nereye gidiyorsunuz öyle, neden bahsediyorsunuz?(26)
إِن هُوَ إِلّا ذِكرٌ لِلعٰلَمينَ(27)
Bu, olsa olsa bütün âlemlere bir öğüttür, bir uyarıdır. İstikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler.(27)
لِمَن شاءَ مِنكُم أَن يَستَقيمَ(28)
Bu, olsa olsa bütün âlemlere bir öğüttür, bir uyarıdır. İstikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler.(28)
وَما تَشاءونَ إِلّا أَن يَشاءَ اللَّهُ رَبُّ العٰلَمينَ(29)
Ama bu iş sizin istemenizle değil, ancak Rabbülâlemin olan Allah'ın dilemesiyle tamam olur. [74,56; 76,30](29)