Ar-Rahman( الرحمن)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Suat Yildirim(Suat Yıldırım)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ الرَّحمٰنُ(1)
Rahman Kur'ân’ı öğretti.(1)
عَلَّمَ القُرءانَ(2)
Rahman Kur'ân’ı öğretti.(2)
خَلَقَ الإِنسٰنَ(3)
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.(3)
عَلَّمَهُ البَيانَ(4)
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.(4)
الشَّمسُ وَالقَمَرُ بِحُسبانٍ(5)
Güneş ve Ay bir hesap ile hareket ederler. [36,38-40; 6,96](5)
وَالنَّجمُ وَالشَّجَرُ يَسجُدانِ(6)
Yıldızlar ve bitkiler hep secdededirler. [22,18](6)
وَالسَّماءَ رَفَعَها وَوَضَعَ الميزانَ(7)
Göğü bu âhenkle O yükseltti ve bu mîzânı koydu ki siz de ders alıp ölçü dışına taşmayasınız. [57,25; 26,182](7)
أَلّا تَطغَوا فِى الميزانِ(8)
Göğü bu âhenkle O yükseltti ve bu mîzânı koydu ki siz de ders alıp ölçü dışına taşmayasınız. [57,25; 26,182](8)
وَأَقيمُوا الوَزنَ بِالقِسطِ وَلا تُخسِرُوا الميزانَ(9)
Öyleyse siz de tartıyı adaletle yapın, sakın teraziyi, dengeyi aksatmayın!(9)
وَالأَرضَ وَضَعَها لِلأَنامِ(10)
Allah yeryüzünü de canlı yaratıklar için alçaltıp döşedi.(10)
فيها فٰكِهَةٌ وَالنَّخلُ ذاتُ الأَكمامِ(11)
Orada meyve çeşitleri, salkımlarla dolu hurma ağaçları, saplı ve yapraklı hububat ve hoş kokulu bitkiler vardır.(11)
وَالحَبُّ ذُو العَصفِ وَالرَّيحانُ(12)
Orada meyve çeşitleri, salkımlarla dolu hurma ağaçları, saplı ve yapraklı hububat ve hoş kokulu bitkiler vardır.(12)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(13)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(13)
خَلَقَ الإِنسٰنَ مِن صَلصٰلٍ كَالفَخّارِ(14)
İnsanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı.(14)
وَخَلَقَ الجانَّ مِن مارِجٍ مِن نارٍ(15)
Cinni ise hâlis ateşten yarattı.(15)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(16)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(16)
رَبُّ المَشرِقَينِ وَرَبُّ المَغرِبَينِ(17)
O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir. [70,40; 73,9](17)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(18)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(18)
مَرَجَ البَحرَينِ يَلتَقِيانِ(19)
O iki denizi salıverdi, birbirine kavuşurlar.(19)
بَينَهُما بَرزَخٌ لا يَبغِيانِ(20)
Fakat aralarında bir engel bulunduğundan, birbirinin sınırını aşmazlar.(20)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(21)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(21)
يَخرُجُ مِنهُمَا اللُّؤلُؤُ وَالمَرجانُ(22)
Onların her ikisinden inci ve mercan çıkar. [35,12](22)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(23)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(23)
وَلَهُ الجَوارِ المُنشَـٔاتُ فِى البَحرِ كَالأَعلٰمِ(24)
Denizde koca dağlar gibi yüzen gemiler O'nundur.(24)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(25)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(25)
كُلُّ مَن عَلَيها فانٍ(26)
Yerin üstünde olan herkes fanidir. [28,88; 18,28; 76,9](26)
وَيَبقىٰ وَجهُ رَبِّكَ ذُو الجَلٰلِ وَالإِكرامِ(27)
Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zatı baki kalır.(27)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(28)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(28)
يَسـَٔلُهُ مَن فِى السَّمٰوٰتِ وَالأَرضِ ۚ كُلَّ يَومٍ هُوَ فى شَأنٍ(29)
Göklerde olan, yerde olan herkes, ihtiyaçları için O'na yalvarır (bütün bunları gerçekleştirmek için) O, her an yeni tecellilerle iş başındadır.(29)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(30)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(30)
سَنَفرُغُ لَكُم أَيُّهَ الثَّقَلانِ(31)
Hele az bekleyin, ey cin ve ins topluluğu! Yakında sizin de sıranız gelecek!(31)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(32)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(32)
يٰمَعشَرَ الجِنِّ وَالإِنسِ إِنِ استَطَعتُم أَن تَنفُذوا مِن أَقطارِ السَّمٰوٰتِ وَالأَرضِ فَانفُذوا ۚ لا تَنفُذونَ إِلّا بِسُلطٰنٍ(33)
Ey cin ve ins topluluğu! Yapabilirseniz haydi göklerin ve yerin hududundan geçin bakalım!Ama geçemezsiniz, ancak üstün bir güç, kuvvetli bir delil ve ilimle geçebilirsiniz.(33)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(34)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(34)
يُرسَلُ عَلَيكُما شُواظٌ مِن نارٍ وَنُحاسٌ فَلا تَنتَصِرانِ(35)
Üzerinize ateşler, duman alevleri gönderilir de artık kendinizi savunamazsınız. {KM, Mezmurlar 136,10; Çıkış 15; Tesniye 32,2}(35)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(36)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(36)
فَإِذَا انشَقَّتِ السَّماءُ فَكانَت وَردَةً كَالدِّهانِ(37)
Gök yarılıp kızıl sahtiyan gibi kıpkırmızı bir güle dönüştüğünde öyle müthiş işler olacak ki! {KM, Yoel 3,4; Resullerin işleri 2,20; Vahiy 6,12}(37)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(38)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(38)
فَيَومَئِذٍ لا يُسـَٔلُ عَن ذَنبِهِ إِنسٌ وَلا جانٌّ(39)
Artık o gün insanlara ve cinlere günahları sorulmaz. Herkesin siması, soruya hacet bırakmaz.(39)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(40)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(40)
يُعرَفُ المُجرِمونَ بِسيمٰهُم فَيُؤخَذُ بِالنَّوٰصى وَالأَقدامِ(41)
Suçlular simalarından tanınırlar, perçemlerinden ve ayaklarından tutulup yaka paça cehenneme atılırlar.(41)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(42)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(42)
هٰذِهِ جَهَنَّمُ الَّتى يُكَذِّبُ بِهَا المُجرِمونَ(43)
Ve onlara: “İşte suçluların yalan saydıkları cehennem!” denilir.(43)
يَطوفونَ بَينَها وَبَينَ حَميمٍ ءانٍ(44)
Onlar cehennem ile kaynar su arasında devamlı gidip gelirler.(44)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(45)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(45)
وَلِمَن خافَ مَقامَ رَبِّهِ جَنَّتانِ(46)
Rabbinin huzuruna çıkmaktan endişe duyan mümine iki cennet var.(46)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(47)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(47)
ذَواتا أَفنانٍ(48)
Her iki cennet de çeşit çeşit ağaçlarla doludur.(48)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(49)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(49)
فيهِما عَينانِ تَجرِيانِ(50)
İkisinde de akıp giden iki pınar vardır.(50)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(51)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(51)
فيهِما مِن كُلِّ فٰكِهَةٍ زَوجانِ(52)
İkisinde de her çeşit meyveler, çift çift vardır.(52)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(53)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(53)
مُتَّكِـٔينَ عَلىٰ فُرُشٍ بَطائِنُها مِن إِستَبرَقٍ ۚ وَجَنَى الجَنَّتَينِ دانٍ(54)
O cennetlikler, astarları kalın atlasdan döşeklere yaslanırlar. Her iki cennetin devşirilecek meyveleri, hemen ellerinin altında olacaktır. [69,23; 76,14](54)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(55)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(55)
فيهِنَّ قٰصِرٰتُ الطَّرفِ لَم يَطمِثهُنَّ إِنسٌ قَبلَهُم وَلا جانٌّ(56)
O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.(56)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(57)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(57)
كَأَنَّهُنَّ الياقوتُ وَالمَرجانُ(58)
O hanımlar parlaklıkta sanki yakut ve mercandırlar.(58)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(59)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(59)
هَل جَزاءُ الإِحسٰنِ إِلَّا الإِحسٰنُ(60)
Öyle ya, iyiliğin neticesi iyilikten başka mı olacaktı!(60)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(61)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(61)
وَمِن دونِهِما جَنَّتانِ(62)
Bu ikisinden başka, onların ikişer cenneti daha vardır.(62)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(63)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(63)
مُدهامَّتانِ(64)
Bunlar da yemyeşildir.(64)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(65)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(65)
فيهِما عَينانِ نَضّاخَتانِ(66)
Bunlarda da kaynayan iki pınar var.(66)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(67)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(67)
فيهِما فٰكِهَةٌ وَنَخلٌ وَرُمّانٌ(68)
Bunlarda da meyveler, hurmalar, narlar...(68)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(69)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(69)
فيهِنَّ خَيرٰتٌ حِسانٌ(70)
Onların da içinde iyi huylu, güzel hanımlar.(70)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(71)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(71)
حورٌ مَقصورٰتٌ فِى الخِيامِ(72)
Otaklarda eşlerine hasredilmiş güzeller.(72)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(73)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(73)
لَم يَطمِثهُنَّ إِنسٌ قَبلَهُم وَلا جانٌّ(74)
Öyle güzeller ki daha önce insanlardan ve cinlerden kimse kendilerine dokunmamıştır.(74)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(75)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(75)
مُتَّكِـٔينَ عَلىٰ رَفرَفٍ خُضرٍ وَعَبقَرِىٍّ حِسانٍ(76)
Yeşil yastıklara ve hârikulade güzel güzel döşemelere yaslanırlar.(76)
فَبِأَىِّ ءالاءِ رَبِّكُما تُكَذِّبانِ(77)
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?(77)
تَبٰرَكَ اسمُ رَبِّكَ ذِى الجَلٰلِ وَالإِكرامِ(78)
Azamet ve kerem sahibi olan Rabbinin adı çok yücedir, çok yüce!(78)