Al-Mursalat( المرسلات)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Suat Yildirim(Suat Yıldırım)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ وَالمُرسَلٰتِ عُرفًا(1)
İyilik için birbirinin peşinden gönderilenler,(1)
فَالعٰصِفٰتِ عَصفًا(2)
Esip savuranlar,(2)
وَالنّٰشِرٰتِ نَشرًا(3)
Tohumlarını yaydıkça yayanlar,(3)
فَالفٰرِقٰتِ فَرقًا(4)
Hakla batılı, doğru ile eğriyi ayırt edenler,(4)
فَالمُلقِيٰتِ ذِكرًا(5)
Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:(5)
عُذرًا أَو نُذرًا(6)
Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:(6)
إِنَّما توعَدونَ لَوٰقِعٌ(7)
Size vâd edilen mutlaka gerçekleşecektir.(7)
فَإِذَا النُّجومُ طُمِسَت(8)
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,(8)
وَإِذَا السَّماءُ فُرِجَت(9)
Gök yarıldığı zaman,(9)
وَإِذَا الجِبالُ نُسِفَت(10)
Dağlar parçalanıp savrulduğu zaman,(10)
وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَت(11)
Resullere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri belirlendiği zaman; beklenen kıyamet kopmuştur.(11)
لِأَىِّ يَومٍ أُجِّلَت(12)
Bunlar hangi güne ertelendiler?(12)
لِيَومِ الفَصلِ(13)
“Hüküm gününe!”(13)
وَما أَدرىٰكَ ما يَومُ الفَصلِ(14)
“Hüküm günü” nedir bilir misin?(14)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(15)
Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!(15)
أَلَم نُهلِكِ الأَوَّلينَ(16)
Biz o peygamberleri reddedenlerden öncekileri yok etmedik mi?(16)
ثُمَّ نُتبِعُهُمُ الءاخِرينَ(17)
Sonra gidenleri de onların ardına takarız.(17)
كَذٰلِكَ نَفعَلُ بِالمُجرِمينَ(18)
İşte suçlu kâfirlere Biz böyle davranırız.(18)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(19)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(19)
أَلَم نَخلُقكُم مِن ماءٍ مَهينٍ(20)
Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı?(20)
فَجَعَلنٰهُ فى قَرارٍ مَكينٍ(21)
Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. [23,13](21)
إِلىٰ قَدَرٍ مَعلومٍ(22)
Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. [23,13](22)
فَقَدَرنا فَنِعمَ القٰدِرونَ(23)
Biz işte böyle takdir ettik. Ne güzel takdir ederiz Biz!(23)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(24)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(24)
أَلَم نَجعَلِ الأَرضَ كِفاتًا(25)
Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?(25)
أَحياءً وَأَموٰتًا(26)
Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?(26)
وَجَعَلنا فيها رَوٰسِىَ شٰمِخٰتٍ وَأَسقَينٰكُم ماءً فُراتًا(27)
Orada, sağlam yüksek dağlar yarattık ve size tatlı bir su ihsan ettik.(27)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(28)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(28)
انطَلِقوا إِلىٰ ما كُنتُم بِهِ تُكَذِّبونَ(29)
Nankörlere ise şöyle denir: “Haydi, durmayın yalan dediğiniz o azaba girin bakalım!”(29)
انطَلِقوا إِلىٰ ظِلٍّ ذى ثَلٰثِ شُعَبٍ(30)
Üç kola ayrılmış gölgeye gidin.(30)
لا ظَليلٍ وَلا يُغنى مِنَ اللَّهَبِ(31)
Gidin ama, o, ateşten sizi korumaz, gölgelik olmaz.(31)
إِنَّها تَرمى بِشَرَرٍ كَالقَصرِ(32)
O, birer saray gibi kıvılcımlar atar.(32)
كَأَنَّهُ جِمٰلَتٌ صُفرٌ(33)
O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur!(33)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(34)
Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!(34)
هٰذا يَومُ لا يَنطِقونَ(35)
Bugün, kâfirlerin konuşamayacakları bir gündür.(35)
وَلا يُؤذَنُ لَهُم فَيَعتَذِرونَ(36)
Kendilerine konuşma izni verilmez ki özür dilesinler.(36)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(37)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(37)
هٰذا يَومُ الفَصلِ ۖ جَمَعنٰكُم وَالأَوَّلينَ(38)
Bu gün karar ve hüküm günüdür.Sizi de, önce gelip geçmiş olanları da bir araya topladık.(38)
فَإِن كانَ لَكُم كَيدٌ فَكيدونِ(39)
İşte hepiniz bir aradasınız. Kurtulmak için, bir düzeniniz, bir hileniz varsa, hiç durmayın, derhal uygulayın!(39)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(40)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(40)
إِنَّ المُتَّقينَ فى ظِلٰلٍ وَعُيونٍ(41)
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise o gün gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.(41)
وَفَوٰكِهَ مِمّا يَشتَهونَ(42)
Arzu ettikleri her türlü meyveyi bulurlar.(42)
كُلوا وَاشرَبوا هَنيـًٔا بِما كُنتُم تَعمَلونَ(43)
Dünyada yaptıklarınızdan ötürü âfiyetle yiyin, için!(43)
إِنّا كَذٰلِكَ نَجزِى المُحسِنينَ(44)
Biz iyi hareket edenleri işte böyle ödüllendiririz.(44)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(45)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(45)
كُلوا وَتَمَتَّعوا قَليلًا إِنَّكُم مُجرِمونَ(46)
Ey kâfirler! Yiyin, azıcık zevkedin bakalım. Gerçek şu ki siz mücrimsiniz.(46)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(47)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(47)
وَإِذا قيلَ لَهُمُ اركَعوا لا يَركَعونَ(48)
Onlara: Haydin Allah'a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.(48)
وَيلٌ يَومَئِذٍ لِلمُكَذِّبينَ(49)
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!(49)
فَبِأَىِّ حَديثٍ بَعدَهُ يُؤمِنونَ(50)
Artık bu Kur'ân’a da inanmazlarsa, hangi söze inanırlar acaba?(50)