Al-Gashiya( الغاشية)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Suat Yildirim(Suat Yıldırım)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ هَل أَتىٰكَ حَديثُ الغٰشِيَةِ(1)
Gâşiye'nin,dehşeti her tarafı saracak olan o felâketin mahiyeti hakkında elbet sen de bilgi sahibi oldun.(1)
وُجوهٌ يَومَئِذٍ خٰشِعَةٌ(2)
Yüzler vardır o gün yere eğilmiştir, zelildir!(2)
عامِلَةٌ ناصِبَةٌ(3)
Yorgundur, bitkin mi bitkindir!(3)
تَصلىٰ نارًا حامِيَةً(4)
Kızgın ateşe girerler.(4)
تُسقىٰ مِن عَينٍ ءانِيَةٍ(5)
Susayınca kaynar su kaynayan bir çeşmeden içerler.(5)
لَيسَ لَهُم طَعامٌ إِلّا مِن ضَريعٍ(6)
Yiyecekleri sadece bir dikenden ibarettir.(6)
لا يُسمِنُ وَلا يُغنى مِن جوعٍ(7)
Bu diken ne besleyicidir, ne de açlığı giderir.(7)
وُجوهٌ يَومَئِذٍ ناعِمَةٌ(8)
Ama yüzler vardır, o gün mutludurlar!(8)
لِسَعيِها راضِيَةٌ(9)
Emeklerinin neticesini almadan ötürü gayet memnundurlar.(9)
فى جَنَّةٍ عالِيَةٍ(10)
Pek üstün ve pek muteber bir cennettedirler.(10)
لا تَسمَعُ فيها لٰغِيَةً(11)
Orada hiç boş söz işitmezler. [19,62; 52,23; 56-25-26](11)
فيها عَينٌ جارِيَةٌ(12)
Orada akan berrak pınarlar...(12)
فيها سُرُرٌ مَرفوعَةٌ(13)
Orada üstün, kıymetli tahtlar...(13)
وَأَكوابٌ مَوضوعَةٌ(14)
Hazırlanmış kadehler...(14)
وَنَمارِقُ مَصفوفَةٌ(15)
Dizilmiş koltuklar, yastıklar...(15)
وَزَرابِىُّ مَبثوثَةٌ(16)
Yayılmış halılar ve döşemeler...(16)
أَفَلا يَنظُرونَ إِلَى الإِبِلِ كَيفَ خُلِقَت(17)
O kâfirler bakıp düşünmezler mi: (Mesela) deve nasıl yaratılmış?(17)
وَإِلَى السَّماءِ كَيفَ رُفِعَت(18)
Gök nasıl kurulup uçsuz bucaksız yükseltilmiş? [50,6; 67,3-4](18)
وَإِلَى الجِبالِ كَيفَ نُصِبَت(19)
Dağlar nasıl da yeri tutup, dengeleyen direkler halinde dikilmiş.(19)
وَإِلَى الأَرضِ كَيفَ سُطِحَت(20)
Yeryüzü nasıl yayılıp hayata elverişli kılınmış?(20)
فَذَكِّر إِنَّما أَنتَ مُذَكِّرٌ(21)
İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.(21)
لَستَ عَلَيهِم بِمُصَيطِرٍ(22)
Yoksa sen kimseyi zorlayacak değilsin.(22)
إِلّا مَن تَوَلّىٰ وَكَفَرَ(23)
Lâkin kim ki imana sırtını döner ve inkâr eder,(23)
فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ العَذابَ الأَكبَرَ(24)
Allah da onu en büyük cezaya çarptırır.(24)
إِنَّ إِلَينا إِيابَهُم(25)
Elbet onların dönüşü Bize olacaktır.(25)
ثُمَّ إِنَّ عَلَينا حِسابَهُم(26)
Elbet hesaplarını görmek de Bizim işimiz olacaktır.(26)