Al-Buruj( البروج)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Suat Yildirim(Suat Yıldırım)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ وَالسَّماءِ ذاتِ البُروجِ(1)
Burçlarla süslü göğe!(1)
وَاليَومِ المَوعودِ(2)
Geleceği vâd olunan kıyamet gününe!(2)
وَشاهِدٍ وَمَشهودٍ(3)
Şahid ile meşhûda kasem ederim ki:(3)
قُتِلَ أَصحٰبُ الأُخدودِ(4)
Tıpkı kahrolası Ashab-ı uhdud'un,o tutuşturulmuş ateşle dolu hendeği hazırlayanların mel’un oldukları gibi...(4)
النّارِ ذاتِ الوَقودِ(5)
Tıpkı kahrolası Ashab-ı uhdud'un,o tutuşturulmuş ateşle dolu hendeği hazırlayanların mel’un oldukları gibi...(5)
إِذ هُم عَلَيها قُعودٌ(6)
Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.(6)
وَهُم عَلىٰ ما يَفعَلونَ بِالمُؤمِنينَ شُهودٌ(7)
Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.(7)
وَما نَقَموا مِنهُم إِلّا أَن يُؤمِنوا بِاللَّهِ العَزيزِ الحَميدِ(8)
Onların müminlere bu işkenceyi yapmalarının tek sebebi, müminlerin göklerin ve yerin tek hâkimi, azîz ve hamîd (mutlak galip ve bütün övgülere lâyık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her şeye şahittir.(8)
الَّذى لَهُ مُلكُ السَّمٰوٰتِ وَالأَرضِ ۚ وَاللَّهُ عَلىٰ كُلِّ شَيءٍ شَهيدٌ(9)
Onların müminlere bu işkenceyi yapmalarının tek sebebi, müminlerin göklerin ve yerin tek hâkimi, azîz ve hamîd (mutlak galip ve bütün övgülere lâyık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her şeye şahittir.(9)
إِنَّ الَّذينَ فَتَنُوا المُؤمِنينَ وَالمُؤمِنٰتِ ثُمَّ لَم يَتوبوا فَلَهُم عَذابُ جَهَنَّمَ وَلَهُم عَذابُ الحَريقِ(10)
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence edip de, sonra tövbe etmeyenler var ya, İşte onlara cehennem azabı var, yangın azabı var.(10)
إِنَّ الَّذينَ ءامَنوا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ لَهُم جَنّٰتٌ تَجرى مِن تَحتِهَا الأَنهٰرُ ۚ ذٰلِكَ الفَوزُ الكَبيرُ(11)
İman edip makbul ve güzel işler yapanlara ise, içinden ırmaklar akan cennetler var. İşte en büyük başarı, en büyük mutluluk budur!(11)
إِنَّ بَطشَ رَبِّكَ لَشَديدٌ(12)
Senin Rabbinin darbesi çok müthiştir.(12)
إِنَّهُ هُوَ يُبدِئُ وَيُعيدُ(13)
O ilkin yaratır, sonra öldürüp tekrar diriltir.(13)
وَهُوَ الغَفورُ الوَدودُ(14)
O gafurdur (mağfireti boldur), vedûddur (kullarını sever, onlar tarafından da sevilir).(14)
ذُو العَرشِ المَجيدُ(15)
O Arş sahibidir, şanı pek yücedir.(15)
فَعّالٌ لِما يُريدُ(16)
Dilediği her şeyi yapar.(16)
هَل أَتىٰكَ حَديثُ الجُنودِ(17)
Nitekim o orduların, Firavun ve Semûd milletlerinin başlarına gelenleri mutlaka öğrenmişsindir.(17)
فِرعَونَ وَثَمودَ(18)
Nitekim o orduların, Firavun ve Semûd milletlerinin başlarına gelenleri mutlaka öğrenmişsindir.(18)
بَلِ الَّذينَ كَفَروا فى تَكذيبٍ(19)
Fakat kâfirler yine de dini yalan saymaya devam ediyorlar.(19)
وَاللَّهُ مِن وَرائِهِم مُحيطٌ(20)
Ama ne yaparlarsa yapsınlar,Allah'ın hükmünden kaçamazlar.Zira Allah, ilmi ve kudretiyle onları, arkalarından kuşatmıştır.(20)
بَل هُوَ قُرءانٌ مَجيدٌ(21)
Hayır, hayır! Kur'ân onların iddia ettikleri gibi beşer sözü değildir.O, Levh-i Mahfuzda olan pek şerefli bir Kur’ân’dır.(21)
فى لَوحٍ مَحفوظٍ(22)
Hayır, hayır! Kur'ân onların iddia ettikleri gibi beşer sözü değildir.O, Levh-i Mahfuzda olan pek şerefli bir Kur’ân’dır.(22)