At-Takwir( التكوير)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Elmalili Hamdi Yazir(Elmalılı Hamdi Yazır)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ إِذَا الشَّمسُ كُوِّرَت(1)
Güneş katlanıp dürüldüğünde,(1)
وَإِذَا النُّجومُ انكَدَرَت(2)
Yıldızlar bulandığında,(2)
وَإِذَا الجِبالُ سُيِّرَت(3)
Dağlar yürütüldüğünde,(3)
وَإِذَا العِشارُ عُطِّلَت(4)
Kıyılmaz mallar bırakıldığında,(4)
وَإِذَا الوُحوشُ حُشِرَت(5)
Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,(5)
وَإِذَا البِحارُ سُجِّرَت(6)
Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),(6)
وَإِذَا النُّفوسُ زُوِّجَت(7)
Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),(7)
وَإِذَا المَوءۥدَةُ سُئِلَت(8)
Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,(8)
بِأَىِّ ذَنبٍ قُتِلَت(9)
"Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.(9)
وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَت(10)
Amel defterleri açıldığında,(10)
وَإِذَا السَّماءُ كُشِطَت(11)
Gök sıyrılıp açıldığında,(11)
وَإِذَا الجَحيمُ سُعِّرَت(12)
Cehennem kızıştırıldığında,(12)
وَإِذَا الجَنَّةُ أُزلِفَت(13)
Ve cennet yaklaştırıldığında,(13)
عَلِمَت نَفسٌ ما أَحضَرَت(14)
Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.(14)
فَلا أُقسِمُ بِالخُنَّسِ(15)
Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),(15)
الجَوارِ الكُنَّسِ(16)
O akıp akıp yuvasına gidenlere,(16)
وَالَّيلِ إِذا عَسعَسَ(17)
Yöneldiği an geceye,(17)
وَالصُّبحِ إِذا تَنَفَّسَ(18)
Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,(18)
إِنَّهُ لَقَولُ رَسولٍ كَريمٍ(19)
Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.(19)
ذى قُوَّةٍ عِندَ ذِى العَرشِ مَكينٍ(20)
O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.(20)
مُطاعٍ ثَمَّ أَمينٍ(21)
Orada ona itaat edilir, güvenilir.(21)
وَما صاحِبُكُم بِمَجنونٍ(22)
Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.(22)
وَلَقَد رَءاهُ بِالأُفُقِ المُبينِ(23)
Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.(23)
وَما هُوَ عَلَى الغَيبِ بِضَنينٍ(24)
O, gayb hakkında cimri de değildir.(24)
وَما هُوَ بِقَولِ شَيطٰنٍ رَجيمٍ(25)
O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.(25)
فَأَينَ تَذهَبونَ(26)
Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?(26)
إِن هُوَ إِلّا ذِكرٌ لِلعٰلَمينَ(27)
O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,(27)
لِمَن شاءَ مِنكُم أَن يَستَقيمَ(28)
İçinizden doğru gitmek isteyenler için.(28)
وَما تَشاءونَ إِلّا أَن يَشاءَ اللَّهُ رَبُّ العٰلَمينَ(29)
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.(29)