Nuh( نوح)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Edip Yüksel(Edip Yüksel)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ إِنّا أَرسَلنا نوحًا إِلىٰ قَومِهِ أَن أَنذِر قَومَكَ مِن قَبلِ أَن يَأتِيَهُم عَذابٌ أَليمٌ(1)
"Kendilerine acı azap gelmezden önce halkını uyar," diye Nuh'u halkına gönderdik.(1)
قالَ يٰقَومِ إِنّى لَكُم نَذيرٌ مُبينٌ(2)
Dedi ki, "Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım."(2)
أَنِ اعبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقوهُ وَأَطيعونِ(3)
"ALLAH'a kulluk edin, O'nu sayın ve beni izleyin."(3)
يَغفِر لَكُم مِن ذُنوبِكُم وَيُؤَخِّركُم إِلىٰ أَجَلٍ مُسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذا جاءَ لا يُؤَخَّرُ ۖ لَو كُنتُم تَعلَمونَ(4)
"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz.(4)
قالَ رَبِّ إِنّى دَعَوتُ قَومى لَيلًا وَنَهارًا(5)
Dedi ki, "Rabbim, ben halkımı gece gündüz çağırdım."(5)
فَلَم يَزِدهُم دُعاءى إِلّا فِرارًا(6)
"Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı."(6)
وَإِنّى كُلَّما دَعَوتُهُم لِتَغفِرَ لَهُم جَعَلوا أَصٰبِعَهُم فى ءاذانِهِم وَاستَغشَوا ثِيابَهُم وَأَصَرّوا وَاستَكبَرُوا استِكبارًا(7)
"Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."(7)
ثُمَّ إِنّى دَعَوتُهُم جِهارًا(8)
"Sonra onları açıkça çağırdım."(8)
ثُمَّ إِنّى أَعلَنتُ لَهُم وَأَسرَرتُ لَهُم إِسرارًا(9)
" Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum."(9)
فَقُلتُ استَغفِروا رَبَّكُم إِنَّهُ كانَ غَفّارًا(10)
"Dedim ki, 'Rabbinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır."(10)
يُرسِلِ السَّماءَ عَلَيكُم مِدرارًا(11)
"Size gökten bol yağmur göndersin."(11)
وَيُمدِدكُم بِأَموٰلٍ وَبَنينَ وَيَجعَل لَكُم جَنّٰتٍ وَيَجعَل لَكُم أَنهٰرًا(12)
"Size bol para ve çocuklarla desteklesin, size bahçeler ve ırmaklar versin."(12)
ما لَكُم لا تَرجونَ لِلَّهِ وَقارًا(13)
Size ne oluyor ki ALLAH'a saygı göstermek istemiyorsunuz?(13)
وَقَد خَلَقَكُم أَطوارًا(14)
Oysa sizi evrimler halinde yaratan O'dur.(14)
أَلَم تَرَوا كَيفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبعَ سَمٰوٰتٍ طِباقًا(15)
ALLAH'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?(15)
وَجَعَلَ القَمَرَ فيهِنَّ نورًا وَجَعَلَ الشَّمسَ سِراجًا(16)
Ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.(16)
وَاللَّهُ أَنبَتَكُم مِنَ الأَرضِ نَباتًا(17)
Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.(17)
ثُمَّ يُعيدُكُم فيها وَيُخرِجُكُم إِخراجًا(18)
Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır.(18)
وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الأَرضَ بِساطًا(19)
ALLAH yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri yaptı.(19)
لِتَسلُكوا مِنها سُبُلًا فِجاجًا(20)
Ki orada geniş yollarda gidesiniz.(20)
قالَ نوحٌ رَبِّ إِنَّهُم عَصَونى وَاتَّبَعوا مَن لَم يَزِدهُ مالُهُ وَوَلَدُهُ إِلّا خَسارًا(21)
Nuh dedi ki, "Rabbim, onlar bana karşı geldiler ve parası, çocukları kendisine sadece zarar veren bir kimseye uydular."(21)
وَمَكَروا مَكرًا كُبّارًا(22)
"Ve hatta büyük tuzaklar kurdular."(22)
وَقالوا لا تَذَرُنَّ ءالِهَتَكُم وَلا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلا سُواعًا وَلا يَغوثَ وَيَعوقَ وَنَسرًا(23)
"Dediler ki, 'Tanrılarınızı terketmeyin. Ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, Yeuk'u ve Nesr'i bırakmayın."(23)
وَقَد أَضَلّوا كَثيرًا ۖ وَلا تَزِدِ الظّٰلِمينَ إِلّا ضَلٰلًا(24)
"Çok kişiyi saptırdılar. Öyleyse, sen de zalimlerin şaşkınlığını arttır."(24)
مِمّا خَطيـٰٔتِهِم أُغرِقوا فَأُدخِلوا نارًا فَلَم يَجِدوا لَهُم مِن دونِ اللَّهِ أَنصارًا(25)
Suçlarından ötürü boğuldular ve ateşe sokuldular. Kendilerine ALLAH'tan başka yardımcı da bulamadılar.(25)
وَقالَ نوحٌ رَبِّ لا تَذَر عَلَى الأَرضِ مِنَ الكٰفِرينَ دَيّارًا(26)
Nuh dedi ki, "Rabbim, yeryüzünde bir tek inkarcı bırakma."(26)
إِنَّكَ إِن تَذَرهُم يُضِلّوا عِبادَكَ وَلا يَلِدوا إِلّا فاجِرًا كَفّارًا(27)
"Onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve ancak bayağı inkarcılar doğururlar."(27)
رَبِّ اغفِر لى وَلِوٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيتِىَ مُؤمِنًا وَلِلمُؤمِنينَ وَالمُؤمِنٰتِ وَلا تَزِدِ الظّٰلِمينَ إِلّا تَبارًا(28)
"Rabbim, beni, anamı babamı, evime inanan olarak girenleri, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin ise ancak yıkımlarını arttır."(28)