An-Nazi'at( النازعات)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Edip Yüksel(Edip Yüksel)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ وَالنّٰزِعٰتِ غَرقًا(1)
Andolsun söküp çıkaranlara,(1)
وَالنّٰشِطٰتِ نَشطًا(2)
Rahatça çekenlere,(2)
وَالسّٰبِحٰتِ سَبحًا(3)
Yüzüp akanlara,(3)
فَالسّٰبِقٰتِ سَبقًا(4)
Yarışıp birbirlerini geçenlere,(4)
فَالمُدَبِّرٰتِ أَمرًا(5)
Ve böylece emirleri uygulayanlara...(5)
يَومَ تَرجُفُ الرّاجِفَةُ(6)
O gün o sarsıntı sarsar.(6)
تَتبَعُهَا الرّادِفَةُ(7)
Ardından bir diğeri izler.(7)
قُلوبٌ يَومَئِذٍ واجِفَةٌ(8)
O gün yürekler titrer.(8)
أَبصٰرُها خٰشِعَةٌ(9)
Gözleri ise alçalır.(9)
يَقولونَ أَءِنّا لَمَردودونَ فِى الحافِرَةِ(10)
Derler ki, "Daha önceki halimize mi döndürüldük?"(10)
أَءِذا كُنّا عِظٰمًا نَخِرَةً(11)
"Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha!?"(11)
قالوا تِلكَ إِذًا كَرَّةٌ خاسِرَةٌ(12)
"Öyleyse bu zararına bir dönüştür," derler.(12)
فَإِنَّما هِىَ زَجرَةٌ وٰحِدَةٌ(13)
O bir tek dürtüşten ibarettir.(13)
فَإِذا هُم بِالسّاهِرَةِ(14)
Onlar uyanıvermişlerdir.(14)
هَل أَتىٰكَ حَديثُ موسىٰ(15)
Sana Musa'nın tarihi ulaştı mı?(15)
إِذ نادىٰهُ رَبُّهُ بِالوادِ المُقَدَّسِ طُوًى(16)
Rabbi, kutsal Tuva vadisinde ona seslenmişti:(16)
اذهَب إِلىٰ فِرعَونَ إِنَّهُ طَغىٰ(17)
"Firavun'a git; o azdı."(17)
فَقُل هَل لَكَ إِلىٰ أَن تَزَكّىٰ(18)
"Ona de ki: Arınmayacak mısın?"(18)
وَأَهدِيَكَ إِلىٰ رَبِّكَ فَتَخشىٰ(19)
"Seni Rabbine ileteyim de saygılı olasın."(19)
فَأَرىٰهُ الءايَةَ الكُبرىٰ(20)
Ona büyük mucizeyi gösterdi.(20)
فَكَذَّبَ وَعَصىٰ(21)
Fakat o yalanladı ve karşı geldi.(21)
ثُمَّ أَدبَرَ يَسعىٰ(22)
Sonra, sırtını döndü, (aleyhte) çaba gösterdi.(22)
فَحَشَرَ فَنادىٰ(23)
Toplayıp, ilan etti.(23)
فَقالَ أَنا۠ رَبُّكُمُ الأَعلىٰ(24)
"Ben sizin en yüce rabbinizim," dedi.(24)
فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكالَ الءاخِرَةِ وَالأولىٰ(25)
Sonunda, ALLAH onu ahiret ve dünya cezasına çarptı.(25)
إِنَّ فى ذٰلِكَ لَعِبرَةً لِمَن يَخشىٰ(26)
Kuşkusuz, saygı duyanlar için bunda bir ibret vardır.(26)
ءَأَنتُم أَشَدُّ خَلقًا أَمِ السَّماءُ ۚ بَنىٰها(27)
Siz mi, yoksa gök mü yaratılış açısından daha zorludur? Onu O yaptı.(27)
رَفَعَ سَمكَها فَسَوّىٰها(28)
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.(28)
وَأَغطَشَ لَيلَها وَأَخرَجَ ضُحىٰها(29)
Gecesini kararttı, sabahını ise ortaya çıkardı.(29)
وَالأَرضَ بَعدَ ذٰلِكَ دَحىٰها(30)
Ve yeri de yumurta biçimine soktu(30)
أَخرَجَ مِنها ماءَها وَمَرعىٰها(31)
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.(31)
وَالجِبالَ أَرسىٰها(32)
Dağları da çaktı.(32)
مَتٰعًا لَكُم وَلِأَنعٰمِكُم(33)
Tüm bunlar sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.(33)
فَإِذا جاءَتِ الطّامَّةُ الكُبرىٰ(34)
Büyük baskın geldiği zaman,(34)
يَومَ يَتَذَكَّرُ الإِنسٰنُ ما سَعىٰ(35)
O gün insan, neyin uğrunda çaba harcadığını anlar.(35)
وَبُرِّزَتِ الجَحيمُ لِمَن يَرىٰ(36)
Cehennem göz önüne çıkarılacaktır.(36)
فَأَمّا مَن طَغىٰ(37)
Azgınlara,(37)
وَءاثَرَ الحَيوٰةَ الدُّنيا(38)
Ve dünya hayatını yeğleyenlere gelince.(38)
فَإِنَّ الجَحيمَ هِىَ المَأوىٰ(39)
Gidilecek yer cehennem olacaktır.(39)
وَأَمّا مَن خافَ مَقامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفسَ عَنِ الهَوىٰ(40)
Rabbinin makamına karşı saygı duyan ve kendini kötü arzulardan alıkoyanlara gelince(40)
فَإِنَّ الجَنَّةَ هِىَ المَأوىٰ(41)
Gidilecek yer cennet olacaktır.(41)
يَسـَٔلونَكَ عَنِ السّاعَةِ أَيّانَ مُرسىٰها(42)
Sana Saat (dünyanın sonu) ne zaman gerçekleşecektir diye soruyorlar.(42)
فيمَ أَنتَ مِن ذِكرىٰها(43)
Onu bildirmek, (ey Muhammed) senin görevin değildir.(43)
إِلىٰ رَبِّكَ مُنتَهىٰها(44)
Onun kararı Rabbine aittir.(44)
إِنَّما أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخشىٰها(45)
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.(45)
كَأَنَّهُم يَومَ يَرَونَها لَم يَلبَثوا إِلّا عَشِيَّةً أَو ضُحىٰها(46)
Onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kalmışlardır(46)