Al-Fajr( الفجر)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Edip Yüksel(Edip Yüksel)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ وَالفَجرِ(1)
Andolsun tan vaktine,(1)
وَلَيالٍ عَشرٍ(2)
On geceye,(2)
وَالشَّفعِ وَالوَترِ(3)
Çifte ve teke,(3)
وَالَّيلِ إِذا يَسرِ(4)
Ve geçmekte olan geceye.(4)
هَل فى ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذى حِجرٍ(5)
Zeka sahipleri için bunlar birer yemin değil midir?(5)
أَلَم تَرَ كَيفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعادٍ(6)
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Ad halkına?(6)
إِرَمَ ذاتِ العِمادِ(7)
Yüksek kulelere sahip İrem'e ki;(7)
الَّتى لَم يُخلَق مِثلُها فِى البِلٰدِ(8)
Hiç bir ülkede eşi ortaya konmamıştı?(8)
وَثَمودَ الَّذينَ جابُوا الصَّخرَ بِالوادِ(9)
Vadideki kayaları oyan Semud'a?(9)
وَفِرعَونَ ذِى الأَوتادِ(10)
Ve piramitler sahibi Firavun'a?(10)
الَّذينَ طَغَوا فِى البِلٰدِ(11)
Tüm bunlar ülkelerinde azmışlardı.(11)
فَأَكثَروا فيهَا الفَسادَ(12)
Oralarda kötülükleri yaygınlaştırmışlardı.(12)
فَصَبَّ عَلَيهِم رَبُّكَ سَوطَ عَذابٍ(13)
Nitekim, Rabbin de üstlerine türlü felaketler yağdırdı.(13)
إِنَّ رَبَّكَ لَبِالمِرصادِ(14)
Rabbin sürekli gözetlemektedir.(14)
فَأَمَّا الإِنسٰنُ إِذا مَا ابتَلىٰهُ رَبُّهُ فَأَكرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقولُ رَبّى أَكرَمَنِ(15)
Rabbi, sınamak için insana bolca verip sevindirdiği zaman, "Rabbim bana cömert davrandı," der.(15)
وَأَمّا إِذا مَا ابتَلىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيهِ رِزقَهُ فَيَقولُ رَبّى أَهٰنَنِ(16)
Ancak ne zaman ki rızkını kısarak onu sınarsa, "Rabbim beni küçük düşürdü," der.(16)
كَلّا ۖ بَل لا تُكرِمونَ اليَتيمَ(17)
Hayır! Doğrusu siz öksüze cömert davranmıyorsunuz?(17)
وَلا تَحٰضّونَ عَلىٰ طَعامِ المِسكينِ(18)
Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.(18)
وَتَأكُلونَ التُّراثَ أَكلًا لَمًّا(19)
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.(19)
وَتُحِبّونَ المالَ حُبًّا جَمًّا(20)
Parayı/malı da çok fazla seviyorsunuz.(20)
كَلّا إِذا دُكَّتِ الأَرضُ دَكًّا دَكًّا(21)
Doğrusu, yer çarpılıp paralandığı zaman,(21)
وَجاءَ رَبُّكَ وَالمَلَكُ صَفًّا صَفًّا(22)
Rabbin, dizi dizi meleklerle birlikte geldiği zaman,(22)
وَجِا۟يءَ يَومَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَومَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الإِنسٰنُ وَأَنّىٰ لَهُ الذِّكرىٰ(23)
Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlayacaktır. Artık anlamanın kendisine ne yararı var ki!(23)
يَقولُ يٰلَيتَنى قَدَّمتُ لِحَياتى(24)
"Keşke bu hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım," der.(24)
فَيَومَئِذٍ لا يُعَذِّبُ عَذابَهُ أَحَدٌ(25)
O gün, O'nun cezası gibi bir cezayı kimse veremez.(25)
وَلا يوثِقُ وَثاقَهُ أَحَدٌ(26)
O'nun vurduğu bağ gibisini de kimse bağlayamaz.(26)
يٰأَيَّتُهَا النَّفسُ المُطمَئِنَّةُ(27)
Ey doygunluğa ermiş kişi,(27)
ارجِعى إِلىٰ رَبِّكِ راضِيَةً مَرضِيَّةً(28)
Hoşnut olarak ve hoşnut olunarak Rabbine dön.(28)
فَادخُلى فى عِبٰدى(29)
Kullarımın arasına hoşgeldin.(29)
وَادخُلى جَنَّتى(30)
Cennetime hoşgeldin.(30)