Abasa( عبس)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Edip Yüksel(Edip Yüksel)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ عَبَسَ وَتَوَلّىٰ(1)
Surat astı ve döndü;(1)
أَن جاءَهُ الأَعمىٰ(2)
O kör adam geldi diye.(2)
وَما يُدريكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّىٰ(3)
Ne bilirsin, belki de o arınacak;(3)
أَو يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكرىٰ(4)
Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.(4)
أَمّا مَنِ استَغنىٰ(5)
Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;(5)
فَأَنتَ لَهُ تَصَدّىٰ(6)
Sen ona yöneliyorsun.(6)
وَما عَلَيكَ أَلّا يَزَّكّىٰ(7)
Onun arınmamasından sana ne?(7)
وَأَمّا مَن جاءَكَ يَسعىٰ(8)
Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,(8)
وَهُوَ يَخشىٰ(9)
Saygı gösterdiği halde,(9)
فَأَنتَ عَنهُ تَلَهّىٰ(10)
İlgi göstermedin ona.(10)
كَلّا إِنَّها تَذكِرَةٌ(11)
Doğrusu, bu bir hatırlatmadır.(11)
فَمَن شاءَ ذَكَرَهُ(12)
Dileyen bundan öğüt alır.(12)
فى صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ(13)
Onurlu kitaplardadır,(13)
مَرفوعَةٍ مُطَهَّرَةٍ(14)
Yüce ve temiz.(14)
بِأَيدى سَفَرَةٍ(15)
Elçilerin elleriyle (yazılmıştır).(15)
كِرامٍ بَرَرَةٍ(16)
Onurlu ve güzel huylu (elçiler).(16)
قُتِلَ الإِنسٰنُ ما أَكفَرَهُ(17)
Yazıklar olsun insana; ne kadar da nankördür!(17)
مِن أَىِّ شَيءٍ خَلَقَهُ(18)
Onu hangi şeyden yaratmıştı?(18)
مِن نُطفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ(19)
Bir spermadan onu yarattı; ölçü ve biçim verdi.(19)
ثُمَّ السَّبيلَ يَسَّرَهُ(20)
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.(20)
ثُمَّ أَماتَهُ فَأَقبَرَهُ(21)
Sonra onu öldürdü, mezara koydu.(21)
ثُمَّ إِذا شاءَ أَنشَرَهُ(22)
Dilediği zaman da onu diriltti.(22)
كَلّا لَمّا يَقضِ ما أَمَرَهُ(23)
Ne var ki O'nun kendisine emrettiğini yerine getirmedi.(23)
فَليَنظُرِ الإِنسٰنُ إِلىٰ طَعامِهِ(24)
İnsan, yiyeceğine bir baksın!(24)
أَنّا صَبَبنَا الماءَ صَبًّا(25)
Biz suyu döktükçe döktük.(25)
ثُمَّ شَقَقنَا الأَرضَ شَقًّا(26)
Toprağı yardıkça yardık.(26)
فَأَنبَتنا فيها حَبًّا(27)
Ve orada taneler bitirdik,(27)
وَعِنَبًا وَقَضبًا(28)
Üzümler, çayırlar,(28)
وَزَيتونًا وَنَخلًا(29)
Zeytinler, hurmalar,(29)
وَحَدائِقَ غُلبًا(30)
İri ve sık ağaçlı bahçeler,(30)
وَفٰكِهَةً وَأَبًّا(31)
Meyveler ve sebzeler...(31)
مَتٰعًا لَكُم وَلِأَنعٰمِكُم(32)
Size ve hayvanlarınıza bir geçimlik olarak.(32)
فَإِذا جاءَتِ الصّاخَّةُ(33)
Sonra, o müthiş patlama gerçekleşince,(33)
يَومَ يَفِرُّ المَرءُ مِن أَخيهِ(34)
O gün kişi kaçar: kardeşinden,(34)
وَأُمِّهِ وَأَبيهِ(35)
Annesinden, babasından,(35)
وَصٰحِبَتِهِ وَبَنيهِ(36)
Eşinden ve çocuklarından...(36)
لِكُلِّ امرِئٍ مِنهُم يَومَئِذٍ شَأنٌ يُغنيهِ(37)
O gün herkesin kendisine yetecek işi vardır.(37)
وُجوهٌ يَومَئِذٍ مُسفِرَةٌ(38)
O gün bazı yüzler var ki aydınlık;(38)
ضاحِكَةٌ مُستَبشِرَةٌ(39)
Güleç, neşeli.(39)
وَوُجوهٌ يَومَئِذٍ عَلَيها غَبَرَةٌ(40)
O gün bazı yüzler de perişan;(40)
تَرهَقُها قَتَرَةٌ(41)
Karanlık bürümüştür.(41)
أُولٰئِكَ هُمُ الكَفَرَةُ الفَجَرَةُ(42)
İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.(42)