An-Nabaa( النبأ)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Diyanet Vakfi(Diyanet Vakfı)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ عَمَّ يَتَساءَلونَ(1)
Birbirlerine neyi soruyorlar?(1)
عَنِ النَّبَإِ العَظيمِ(2)
O büyük haberden mi?(2)
الَّذى هُم فيهِ مُختَلِفونَ(3)
(İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.(3)
كَلّا سَيَعلَمونَ(4)
Hayır! Anlayacaklar!(4)
ثُمَّ كَلّا سَيَعلَمونَ(5)
Yine hayır! Onlar anlayacaklar!(5)
أَلَم نَجعَلِ الأَرضَ مِهٰدًا(6)
Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?(6)
وَالجِبالَ أَوتادًا(7)
Dağları da birer kazık.(7)
وَخَلَقنٰكُم أَزوٰجًا(8)
Sizi çifter çifter yarattık.(8)
وَجَعَلنا نَومَكُم سُباتًا(9)
Uykunuzu bir dinlenme kıldık.(9)
وَجَعَلنَا الَّيلَ لِباسًا(10)
Geceyi bir örtü yaptık.(10)
وَجَعَلنَا النَّهارَ مَعاشًا(11)
Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.(11)
وَبَنَينا فَوقَكُم سَبعًا شِدادًا(12)
Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.(12)
وَجَعَلنا سِراجًا وَهّاجًا(13)
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.(13)
وَأَنزَلنا مِنَ المُعصِرٰتِ ماءً ثَجّاجًا(14)
Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.(14)
لِنُخرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَباتًا(15)
Size tohumlar, bitkiler, yetiştirmek için(15)
وَجَنّٰتٍ أَلفافًا(16)
Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.(16)
إِنَّ يَومَ الفَصلِ كانَ ميقٰتًا(17)
Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.(17)
يَومَ يُنفَخُ فِى الصّورِ فَتَأتونَ أَفواجًا(18)
Sur'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz.(18)
وَفُتِحَتِ السَّماءُ فَكانَت أَبوٰبًا(19)
Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;(19)
وَسُيِّرَتِ الجِبالُ فَكانَت سَرابًا(20)
Dağlar yürütülür, serap haline gelir.(20)
إِنَّ جَهَنَّمَ كانَت مِرصادًا(21)
Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.(21)
لِلطّٰغينَ مَـٔابًا(22)
Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).(22)
لٰبِثينَ فيها أَحقابًا(23)
(Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar,(23)
لا يَذوقونَ فيها بَردًا وَلا شَرابًا(24)
Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,(24)
إِلّا حَميمًا وَغَسّاقًا(25)
Kaynar su ve irin (tadarlar).(25)
جَزاءً وِفاقًا(26)
Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.(26)
إِنَّهُم كانوا لا يَرجونَ حِسابًا(27)
Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.(27)
وَكَذَّبوا بِـٔايٰتِنا كِذّابًا(28)
Bizim ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.(28)
وَكُلَّ شَيءٍ أَحصَينٰهُ كِتٰبًا(29)
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.(29)
فَذوقوا فَلَن نَزيدَكُم إِلّا عَذابًا(30)
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.(30)
إِنَّ لِلمُتَّقينَ مَفازًا(31)
Şüphesiz takva sahipleri için de başarı ödülü vardır.(31)
حَدائِقَ وَأَعنٰبًا(32)
Bahçeler, bağlar,(32)
وَكَواعِبَ أَترابًا(33)
Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,(33)
وَكَأسًا دِهاقًا(34)
Ve içki dolu kase(ler).(34)
لا يَسمَعونَ فيها لَغوًا وَلا كِذّٰبًا(35)
Onlar orada ne boş bir lakırdı ne de yalan işitirler.(35)
جَزاءً مِن رَبِّكَ عَطاءً حِسابًا(36)
Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükafatıdır.(36)
رَبِّ السَّمٰوٰتِ وَالأَرضِ وَما بَينَهُمَا الرَّحمٰنِ ۖ لا يَملِكونَ مِنهُ خِطابًا(37)
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmandır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.(37)
يَومَ يَقومُ الرّوحُ وَالمَلٰئِكَةُ صَفًّا ۖ لا يَتَكَلَّمونَ إِلّا مَن أَذِنَ لَهُ الرَّحمٰنُ وَقالَ صَوابًا(38)
Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahman'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.(38)
ذٰلِكَ اليَومُ الحَقُّ ۖ فَمَن شاءَ اتَّخَذَ إِلىٰ رَبِّهِ مَـٔابًا(39)
İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.(39)
إِنّا أَنذَرنٰكُم عَذابًا قَريبًا يَومَ يَنظُرُ المَرءُ ما قَدَّمَت يَداهُ وَيَقولُ الكافِرُ يٰلَيتَنى كُنتُ تُرٰبًا(40)
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.(40)