Al-Qiyamat( القيامة)
Original,King Fahad Quran Complex(الأصلي,مجمع الملك فهد القرآن)
show/hide
Diyanet Vakfi(Diyanet Vakfı)
show/hide
بِسمِ اللَّهِ الرَّحمٰنِ الرَّحيمِ لا أُقسِمُ بِيَومِ القِيٰمَةِ(1)
Kıyamet gününe yemin ederim.(1)
وَلا أُقسِمُ بِالنَّفسِ اللَّوّامَةِ(2)
Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).(2)
أَيَحسَبُ الإِنسٰنُ أَلَّن نَجمَعَ عِظامَهُ(3)
İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?(3)
بَلىٰ قٰدِرينَ عَلىٰ أَن نُسَوِّىَ بَنانَهُ(4)
Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.(4)
بَل يُريدُ الإِنسٰنُ لِيَفجُرَ أَمامَهُ(5)
Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.(5)
يَسـَٔلُ أَيّانَ يَومُ القِيٰمَةِ(6)
"Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.(6)
فَإِذا بَرِقَ البَصَرُ(7)
İşte, göz kamaştığı,(7)
وَخَسَفَ القَمَرُ(8)
Ay tutulduğu,(8)
وَجُمِعَ الشَّمسُ وَالقَمَرُ(9)
Güneşle ay biraraya getirildiği zaman!(9)
يَقولُ الإِنسٰنُ يَومَئِذٍ أَينَ المَفَرُّ(10)
O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir.(10)
كَلّا لا وَزَرَ(11)
Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!(11)
إِلىٰ رَبِّكَ يَومَئِذٍ المُستَقَرُّ(12)
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.(12)
يُنَبَّؤُا۟ الإِنسٰنُ يَومَئِذٍ بِما قَدَّمَ وَأَخَّرَ(13)
O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.(13)
بَلِ الإِنسٰنُ عَلىٰ نَفسِهِ بَصيرَةٌ(14)
Artık insan, kendi kendinin şahididir.(14)
وَلَو أَلقىٰ مَعاذيرَهُ(15)
İsterse özürlerini sayıp döksün.(15)
لا تُحَرِّك بِهِ لِسانَكَ لِتَعجَلَ بِهِ(16)
(Resulüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.(16)
إِنَّ عَلَينا جَمعَهُ وَقُرءانَهُ(17)
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.(17)
فَإِذا قَرَأنٰهُ فَاتَّبِع قُرءانَهُ(18)
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.(18)
ثُمَّ إِنَّ عَلَينا بَيانَهُ(19)
Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir.(19)
كَلّا بَل تُحِبّونَ العاجِلَةَ(20)
Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,(20)
وَتَذَرونَ الءاخِرَةَ(21)
Ahireti bırakıyorsunuz.(21)
وُجوهٌ يَومَئِذٍ ناضِرَةٌ(22)
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.(22)
إِلىٰ رَبِّها ناظِرَةٌ(23)
Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir).(23)
وَوُجوهٌ يَومَئِذٍ باسِرَةٌ(24)
Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;(24)
تَظُنُّ أَن يُفعَلَ بِها فاقِرَةٌ(25)
Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir.(25)
كَلّا إِذا بَلَغَتِ التَّراقِىَ(26)
Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,(26)
وَقيلَ مَن ۜ راقٍ(27)
"Tedavi edebilecek kimdir?" denir.(27)
وَظَنَّ أَنَّهُ الفِراقُ(28)
(Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.(28)
وَالتَفَّتِ السّاقُ بِالسّاقِ(29)
Ve bacak bacağa dolaşır.(29)
إِلىٰ رَبِّكَ يَومَئِذٍ المَساقُ(30)
İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.(30)
فَلا صَدَّقَ وَلا صَلّىٰ(31)
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.(31)
وَلٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلّىٰ(32)
Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.(32)
ثُمَّ ذَهَبَ إِلىٰ أَهلِهِ يَتَمَطّىٰ(33)
Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.(33)
أَولىٰ لَكَ فَأَولىٰ(34)
Layıktır (o azap) sana, layık!(34)
ثُمَّ أَولىٰ لَكَ فَأَولىٰ(35)
Evet, layıktır sana (o azap) layık!(35)
أَيَحسَبُ الإِنسٰنُ أَن يُترَكَ سُدًى(36)
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!(36)
أَلَم يَكُ نُطفَةً مِن مَنِىٍّ يُمنىٰ(37)
O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?(37)
ثُمَّ كانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّىٰ(38)
Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.(38)
فَجَعَلَ مِنهُ الزَّوجَينِ الذَّكَرَ وَالأُنثىٰ(39)
Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.(39)
أَلَيسَ ذٰلِكَ بِقٰدِرٍ عَلىٰ أَن يُحۦِىَ المَوتىٰ(40)
Peki (bunları yapan) Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?(40)